hayata dair her şey..

hayata dair her şey..


21 Kasım 2012 Çarşamba

Kızıma İthafen...

 
 


 








   Herkesin göz rengi farklıdır. Ama hepimizin gözyaşı aynıdır. Bazıları aşk acısı çeker , günlerce ağlar. Ağlamaktan gözleri şişer. Bazısı çok sevdiği bir yakınını yitirir , kabullenemez. Ağlar , ağlar... Burnunun direği sızlar.
   Benim gibi duygusal biriysen eğer , ağlayan birini gördüğünde için acır ; onunla birlikte sen de ağlarsın. Şehitlerimize ağlarız ; tanımasak da , bilmesek de onlar bizim evlatlarımız , kardeşlerimiz , canlarımızdır.
   Ben bir anneyim. Yeri gelir kendimi çok fedakar , çok başarılı , sevgi dolu görürdüm. Benim gibi anne yok zannederdim. Taa ki Kızım Anne olana kadar...
   Küvezdeki bebeklerine sarılabilmek , kokusunu doya doya içlerine çekebilmek , iyi haberlerini alabilmek için dudakları kuruyuncaya dek dualar etmek. O kadar çok annenin ortak duyguları ki...
   Döktükleri gözyaşları , kaynağı hiç bitmeyecek bir şelale gibi. O gözyaşları ki ; ne okyanusun dibinden çıkarılan nadide bir inci tanesine , ne de bilmem kaç kırat değerinde ki bir elmasa değişilir.
   Onların Anneliğini takdir ediyor ve bana çok şey öğrettikleri için teşekkür ediyorum...
 
 
Reyhan Tolga Poşpoş
  
 






 
 
 
 
 

20 Kasım 2012 Salı

Duygusal Hikayeler..




PARAŞÜTLERİMİZ

    Charles Plumb Vietnam'da uçmuş, ABD Hava Harp Okulu mezunu bir pilottu. Savaş sırasında yaptığı 75.inci uçuşta , yerden havaya atılan güdümlü bir füze tarafından vuruldu. Derhal kendini fırlatıp paraşütle bir ormanın içine düştü. Kısa bir sure sonra da Vietkonglar tarafından yakalandı ve tam 6 yıl Kuzey Vietnam'da esir olarak tutuldu.
    Bugün Charles Plumb yaşadığı bu tecrübe hakkında insanlara ders vermektedir. Bir gün Charles ve eşi restoranda yemek yerlerken bir adam masalarına yaklaşır ve şaşkınlık içinde çığlık atar:

-Aman Allahım ! sen Plumb'sın .Vietnamda jet pilotuydun , Kitty Hawk havaalanından. Uçağın düşmüştü!

 
-Evet ama sen nereden biliyorsun bunu ? der eski pilot Plumb

-Biliyorum çünkü uçuş öncesi senin paraşütünü ben hazırlamıştım.

Plumb hayretler içindeydi. Adam elini Plumb'un omuzuna atar:

-Anladığım kadarıyla paraşüt işe yaramış

Plumb evet anlamında kafasını sallar.


-Eğer işe yaramasaydı şu anda burada değildim.

    Plumb o gece , restoranda masaya gelen adamı düşünmekten uyuyamaz.
Savaş sırasında çoğu kez gördüğü bu adamla bir kez olsun konuşmadığını düşünür. Çünkü o bir savaş pilotu, adamsa paraşüt hazırlayan basit bir askerdir sonuçta. Oysa o asker , uzun tahta bir masada saatlerini harcayarak , dikkatle katladığı paraşütlerle , her seferinde hiç tanımadığı bir insanın kaderini ellerinde tutuyordu.
    Bu olaydan sonra verdiği derslerde Plumb dinleyicilere hep aynı soruyu sormaya başladı:

Paraşütünüzü kim hazırlıyor?

    Tüm hayatı boyunca ihiyaç duyduğumuz her şeyi bir başkasının hazırladığı biz modern dünyanın insanlarına sorulabilecek en anlamlı sorulardan biri de bu belki de.

    Yaşamaya devam etmemizi sağlayan sayısız paraşütler var hayatımızda, her defasında bir başka insanın bizim için hazırladığı , maddi paraşütler, manevi paraşütler , duygusal paraşütler , ruhsal paraşütler.
    Sahip olduğunuz en büyük yeteneği kim kazandırdı size , veya düşünce
yapınızı kim şekillendirdi ? Kimler size moral verdi zor zamanlarınızda ya da hayata dair manevi değerlerin farkına varmanızı kimler sağladı ?
    Hayatınız boyunca paraşütünüzü hazırlayan kimlerdi ? İşte onlar hayatımızı borçlu olduğumuz insanlardır. Peki siz kimlere , hangi paraşütleri hazırlıyorsunuz , hiç düşündünüz mü ?



Alıntıdır..

Sevgilerimle









18 Kasım 2012 Pazar

Duygusal Hikayeler..




TEK HAREKET

   Japonya'da bir çocuk 10 yaşlarındayken bir trafik kazası geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş. Oysa çocuğun büyük bir ideali varmış. Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş. Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören babası, Japonya'nın ünlü bir Judo ustasına gidip yapılacak bir şeyin olup olmadığını sormuş..

Hoca: Getir çocuğu ..bir bakalım, demiş.

Ertesi gün baba-oğul varmışlar hocanın yanına..


Hoca çocuğu süzmüş ve: Tamam demiş.. Yarın eşyalarını getir, çalışmalara başlıyoruz.

Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve "bu hareketi çalış" demiş.

Çocuk bir hafta aynı hareketi çalışmış.. Sonra hocasının yanına
gitmiş. "Bu hareketi ögrendim başka hareket göstermeyecek misiniz?" diye
sormuş.

Hocanın cevabı: - Çalışmaya devam et olmuş...

2 ay,3 ay,6 ay derken çocuk okuldaki bir yılını doldurmuş.. Çocuk bu bir
yıl boyunca hep o aynı hareketi tekrarlamış.

Hocanın yanına tekrar gitmiş: "Hocam bir yıldır aynı hareketi yapıyorum bana başka hareket göstermeyecek misiniz?"

- Sen aynı hareketi çalış oğlum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz..

2 yıl ,3 yıl, 5 yıl derken çocuk judodaki 10. yılını doldurmuş.

Bir gün hocası yanına gelip. ..."Hazı
r ol ! " demiş.. "Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın!"..

Delikanlı şok olmuş.. Hem sol kolu yok hem de judo da bildiği tek hareket var.

    Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir şansının olmayacağını düşünmüş ;  ama hocasına saygısından ses çıkarmamış.
Turnuvanın ilk günü delikanlı ilk müsabakasına çıkmış. Rakibine bildiği tek hareketi yapmış ve kazanmış. Derken.. ikinci ,üçüncü maç....çeyrek, yarı final ve final...
Finalde delikanlının karşısına ülkenin son on yılın yenilmeyen şampiyonu çıkmış. .... Tam bir üstat, delikanlı dayanamayıp hocasının yanına koşmuş.."Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama rakibime bir bakın hele..  Bende ise bir kol eksik ve bildiğim tek bir hareket var.. Bu kadar bana yeter.. Bari çıkıp ta rezil olmayayım izin verin turnuvadan çekileyim.."

- Olmaz demiş hocası. Kendine güven, çık dövüş. Yenilirsen de namusunla yenil.

Çaresiz çıkmış müsabakaya. Maç başlamış. Delikanlı yine bildiği o tek hareketi yapmış ve tak.! Yenmiş rakibini şampiyon olmuş. Kupayı aldıktan sonra hocasının yanına koşmuş:

-Hocam nasıl oldu bu iş?

Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var. Nasıl oldu da ben kazandım ?

-Bak oğlum 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki, artık yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok.

Bu bir,

İkincisi de o hareketin tek bir karşı hareketi vardır. Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutması gerekir.!


" İnsanların eksiklikleri bazen, aynı zamanda en güçlü tarafları olabilir.!!"


Alıntıdır..

Sevgilerimle